Toprağa hayat veren kadın: Senanur Gündoğdu

By on 01 Nisan 2015

Uludağ Üniversitesi İznik Meslek Yüksek Okulu Öğretim görevlisi olan Senanur Gündoğdu’dan hem sergileri hem de Antalya Havaalanına yaptığı çalışma ile tüm dikkatleri üzerinde toplamayı başarıyor. Başarılı, yetenekli ve yaptığı eserlerle çok konuşulan başarılı sanatçı Senanur Gündoğdu, bir çok kişisel sergiye imzasını atan ve sayısız ödülleri olan İznik’in sevilen öğretim görevlisi ve her fırsatta İznik’in de adını duyurması ile de dikkatleri üzerine çeken Senanur Gündoğdu Ekim 2009 tarihinde Bursa Kent Müzesinde sergilemiş olduğu “YANSIMALAR” adlı sergisinin devamı olarak yeni eserleriyle Uludağ Üniversitesi Rektörlük Sanat Galerisinde ” YANSIMALAR II” sergisini 9-26 Mart tarihlerinde yeniden sanatseverlerle buluşturdu.

Atık mermer malzemesi ile dört imparatorluğu temsil eden mozaik yaptı. Mozaik, UÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’ndeki metro istasyonunun duvarını süslüyor. Mozaiğe imza atan İznik Meslek Yüksekokulu Mimari Restorasyon Programı öğrencileri, projeyi 10 haftada tamamladı. Öğretim görevlisi Senanur Gündoğdu’nun tasarım ve proje sorumluluğunda 33 öğrenci tarafından hazırlanan tarihi yeniden canlandıran mozaik, dokuz metrekare büyüklüğünde. Aynı zamanda 1998 yılında Antalya Dış Hatlar Havaalanı çalışması montajı ile birlikte yerleştirildi. Başarılı sanatçı Senanur Gündoğdu ile seramik, çini, sanat üzerine keyifli söyleşi gerçekleştirdik.

senanur-gundogdu-seramik-cini00001Senanur Gündoğdu kimdir? Sizi tanıyabilir miyiz?

1971yılında İstanbul doğdum, Kökeni Ordu’lu olan ailenin en büyükçocuğuyum.  Anne, abla ve de eğitimciyim.

Seramik sanatına karşı ilginiz ne zaman ve nasıl başladı?

Çocukluktan gelen plastik ve görsel sanatlara olan merakım Sevgili babam Cemal Gündoğdu ‘nun seramik üretmesi ile yön buldu…

Seramik, çini nedir? Pişme süresi nedir, neden?

Seramik; Organik olmayan (anorganik) madde ve malzemelerin dikkatlice belirli bir teknoloji ile hazırlanıp, belirli oranlarda karıştırılması ve harmanlanması, çeşitli yöntemlerle şekillendirilmesi, kurutularak, sertleşip dayanıklılık kazanmasına varıncaya kadar pişirilmesi ile meydana gelen ürünlerdir.

Çini ise; bu seramik ailesi içinde yer alan;  İçi dışı veya tek yüzü sırlı, sır altı boyalar ile dekor edilerek geleneksel motifler ile süslenmiş seramik türüne verilen isimdir.

Şekillendirmiş olduğumuz ham ürün pişirilerek dayanıklılık (mukavemet)  kazandırılır. Teknik özelliklerine göre de pişme süresi 8-10 saat arası değişebilir.

Her sanatçının kendine has bir tarzı vardır. Tarzınızı oluştururken etkilendiğiniz kültürler ya da sanatçılar oldu mu?

Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik bölümü mezunuyum.  1990-1997 yılları arasında eğitim aldım Birebir diyalog içinde olduğum grafik, resim, heykel, sinema televizyon gibi diğer bölümlerdeki  çok değerli hocalarımın bende ciddi emek ve katkıları olmuştur. Ancak benim sanatçı kimliğimi oluşturmamda bende emekleri ve sevgileri büyük olan  Prof. Dr. Ateş Arcasoy, Prof. Dr. Jale Yılmabaşar ve Rahmetli saygıdeğer Prof. Dr. Heykeltıraş Tankut ÖKTEM’dir… Benim için onlar insan olarak tüm komplekslerinden arınmış eğitimci olarak hayatın içinden  hoca, sanatçı olarak da perspektifi geniş mükemmel  insanlar.  Özellikle Tankut hocam a uzun yıllar asistanlık yapmış birisi olarak onunla  yaşamı paylaşmış gurur payı düşen şanslı ve mutlu olanlardanım. Gönlü gibi toprağı bol olsun.

Sergilerinizdeki temaları nasıl belirliyorsunuz?

İlk sergim öğrencilik yıllarımdan ilkel silahlar üzerine idi… Sanırım gerçek anlamda büyümeye ve algılamaya başladığım, insanların ilkel taraflarını gördüğüm  dünyada da  savaşlara tanık olduğum yıllar.  Yaşamış olduğum mekandan dolayı müzelerle barışık büyüdüm . Her seferinde ayrı ayrı algıladığım müzelerdeki silahlar,  vitrinlerin arkasında eskimiş paslanmış , olgunlaşmış halleri ile fonksiyonlarını yitirip heykel olarak kalmaya razı olmuşlar!  Yeter ki  “kullanılmayalım”der gibi duygusal bağ kurduğum etkilendiğim  zamanlar ve   çalışmalarımın teması  “21. Yüzyılın silahı olmasın” mesajı ile hayat buldu

Aynı yıllarda etki tepki olarak Yüksek lisans konum  savunma silahları olmuştu.Uzun bir aradan  sonra 2009- 2010 yıllarında açmış olduğum 2. Ve 3. sergim ise “Yansımalar” dı.

10 yıla yakın yaşamış olduğum toplum gerçeklerinin yansıması,  Bursa İznik çevresi oldu.  Bursa İznik,Ticaret yollarının kendisine avantajı  ile farklı toplum ve kültürlere ait endüstriyel ve tarımsal ürünlerin yanı sıra sanat eserlerin geçişini sağlayan bir köprü olmuştur. Bu sanat eserleri arasında vazgeçilmez  bir yer  tutan seramik; Aynı coğrafyanın binlerce yıllık üretimine etki ederek özgün örneklerin kazanılmasını sağlamıştır.

Sergi ve sanatsal çalışmalarımın Temalarına baktığınızda zaman içindeki yaşanmışlıkların bende yarattığı duygular dokunuşlar ve bıraktığı izler  yer almış…

Özellikle ‘Yansımalar’ adlı serginizde çintemani, kuşlar ve panolar bulunuyor. Hangi düşünce ile çalışmalarınızı yaptınız?

4 uygarlık ; Roma, Bizans,Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluklarını ve 5 medeniyeti  yaşamış tarihi dokuları ile zengin olan Bursa İznik özelliklerini,   farklı toplum ve kültürlere , seramiklerimle geleceğe taşımak istedim . Kuşlar ise  tamamen kişiliğimi yansıtan temadır.

Birçok tecrübeye rağmen her yeni sergi yeni bir heyecan değil mi?

Evet, her biri ayrı dil ayrı duygu…

Uludağ Üniversitesi İznik Meslek Yüksekokulu’nda uzun yıllardır öğrenci yetiştirdiniz ve yetiştirmeye devam ediyorsunuz. Seramik sanatına yeni başlayanlar için tavsiyeleriniz nelerdir?

Bilinçli ve amacını bilerek okula gelmelerini tavsiye edebilirim.

Anadolu çiniciliğinin merkezi İznik’tir. Öğretim görevlisi olduğunuz için İznik’te yaşıyorsunuz. İznik’i anlatır mısınız?  Atölyelerden bahseder misiniz?

İznik çinisi 1980 li yıllarda Faik Kırımlı, Eşref Eroğlu, Rasih Kocaman ile tekrar gündeme gelmiş çalışmalar yapıp deneme çini üretmişler. 1995 yılında kurucularından olan Turgut Tuna ile Uludağ Üniversitesi İznik Meslek Yüksekokulu Çini Programı eğitime başlamış, Rahmetli çinici ailesine sahip Kütahya lı Dr. Faruk Şahin1993 yılında Prof. Dr. Işıl Aybaygil’in önderliğiyle kurulan İznik Vakfı, nın belli bir başarıya gelmesinde ciddi katkısı olmuş daha sonrasında da İ.M.Y. O da uzun yıllar eğitim vermiştir. Okulumuzda yılarca ders veren bir diğer değerli isim ve İznik içini büyük kazanç olarak gördüğüm ailece seramik ve çiniye gönül vermiş Nursan – Adil Can Güven ailesidir.

2002 yılında Osmanlı İmparatorluğun ilk medresesi olan Süleyman paşa medresesi yerel yönetim ve belediyenin destekleri ile restorasyonu yapılıp,  çini çarşısı haline gelmiştir. Yeni çini çarşıları ile Okulumuzun yetiştirdiği öğrencilerimiz ve İzniklilerle  İznik de çini sanatı  tekrar önem kazanmaya başlamıştır. Günümüzde 120 ya yakın çini seramik atölyesi var. Bunların hepsi ayakta kalır mı?  Göstermiş oldukları ve gösterecekleri başarılar ile zamanla ortaya çıkacaktır. Eminim, Hükümetten destek gördükleri takdirde başarılı atölye sayısı artacak daha da güçleneceklerdir.

İznik çiniciliğinin özelliği nedir?  İznik’te birçok çini atölyeleri bulunuyor ve turistlerin ilgi odağı. Batı insanının İznik çinisine ilgisi hakkında ne düşünüyorsunuz?

İznik Çini sanatının en parlak  olduğu dönem 15. yy’dan 17.yy’a kadar devam eder. İznik Çinileri, Topkapı Saray’ında bulunan Nakkaşhane de tasarlanmış. İznik ilçesinde bulunan atölyelerde işlenmiş, ürün olarak da Topkapı Sarayı’na gönderilmiştir. Bu nedenle İznik çinisi halk sanatı değil saray sanatıdır diyebiliriz. İznik çinisinin en büyük özelliği ise bünyesinde % 80-85 oranında bulunan yarı değerli Kuvars (Si02) hammaddesidir. Kuvarsın özellikleri, İznik çinisini de  ayrıcalıklı yapıyor.  Bu özellikleri   söylemek gerekirse; İnsanı  pozitif etkiler ve insanın üzerindeki stresi emer.

İznik çini bünyesinin dokusundaki gözenekli yapı  ve yüzeydeki sırı,  sesin  homojen dağılımını sağlayarak akustik etki yaratır.  Onun için mimari yapılarda kullanılmış .  Bu gözenekli yapı ısı izolasyonuna da katkı sağlıyarak, nemi engeller, dolayısıyla bakteri ve küf oluşumuna engel olur.

Kuvarslı bünye olan çiniler göz akı beyazlığını sağladığı için ışığı doğru yönde yansıtır, mekanları daha geniş ve hacimli gösterir. Moleküler yapısı gereği radyasyonu tutma, emme özelliğine sahiptir. Bu nedenle de radyasyon kullanımının yoğun olduğu mekanlar ve tesislerde yaygın olarak kullanılmaktadır.

İznik çinisindeki renklerden bahsetmek gerekirse doğada var olan taşların renkleridir.  Mercan kırmızısı, zümrüt yeşili, lapis lazuli laciverti, mangan moru, turkuaz, malachite..Bu renkleri elde etmek için de metal oksitlerden yararlanarak sıratlı dekor boyaları hazırlanıyor.
İznik çinisi  bünyenin hazırlanmasından dekoruna kadar tümüyle el yapımıdır. Ciddi bir emek, zaman ister .ve  İçerdiği yüksek orandaki  kuvars nedeniyle  900- 960 derecede, geniş bir ısı diyagramında, farklı ısı eğrilerinde pişirilmektedir.

Osmanlı İmparatorluğunun çöküşü çini sanatının yok olması  beraberinde getirmiştir. Çünkü Osmanlı İmparatorluğunun güç kaybıyla birlikte İznik’teki çini atölyeleri de kapatılmış  ve çini ustaları işlerini geride hiçbir belge ve iz bırakmadan yok olmuştur . Bu nedenle çini sanatı teknolojiye dayanarak seri üretime geçmeden el yapımı  olarak tüm gizemiyle kalmıştır. Amerika ve Avrupa’da birçok  Araştırma Enstitüsü’nün bu konu ile ilgili özel araştırmaları var. Günümüzde Louvre ve British müzelerinde İznik çinileri ni  sergilenmektedir.

Baktığımız zaman birçok kişi seramik ve çini hakkında bilgi sahibi değil, kurslar var fakat yeterli değil, okullardaki sınıflarda öğrencilerin az olduğu görülmekte. Bu durumda çinicilikte eğitim sorunu var mı?

Günümüzde çini eğitiminde ciddi  sorunlar var. 2 yıllık sıkıştırılmış program içinde çini, seramik ve cam eğitimi bir arada verilmektedir.   Kurslar dekor ağırlıklı  eğitim verdiği için yeterli değildir.

Çini sanatında renk tercihiniz var mı? Sizi en güzel anlatan ve hayran olduğunuz renk hangisi?

Bu sanatta beş ana renk vardır ve bunlar bir bütündür. Ama tercihimi söylemem gerekirse su ve havayı temsil eden mavi turkuaz ile beyaz benim için vazgeçilmezimdir

Mesleğinizde kadın olmanın zorlukları var mı?

Çini sanatı fırçanın yumuşak dokunuşlarıyla  sanatın en güzel hali , dekoru ile bütünlenen bir üründür. Bu sanat estetik ve duyarlılık gerektiren  ve sabırla oluşan  keyfi bambaşka olan bir sanat dalıdır. Aksine zorluğundan daha çok  çininin kendi içindeki zerafetinden dolayı  kadın olmanın yararları vardır.

senanur-gundogdu-seramik-cini00008

2014 yılında Atık mermer malzemesi kullanarak dört imparatorluğu temsil eden mozaik projesini hayata geçirdiniz. Bu projeden  bahseder misiniz?

Bursaray, Uludağ Üniversitesi durağı… Geçmişteki mozaik çizgisinden taviz vermeden ama günümüzü de yansıtan bir çalışma yapmak istedim. Atık mermer malzemesi değerlendirilerek , proje ve tasarımı bana ait olan mozaik komposizyonunda “su, toprak ,hava” elementini temsilen İznik çinisinde yer alan Osmanlı Dönemine ait kalyon , karanfil –lale ve kuş motiflerini kullandım.  Dairelerin etrafında kurdela ve ikili saç örgüsü ise Roma – Bizans Dönemi motifleridir. Komposizyonun merkezinde yer alan Selçuklu  Dönemi motifi olan Uludağ Üniversitesi amblemi ile “ Bursa kenti dört imparatorluğu temsil eden kültür mozaiğidir.”mesajı vermek istedim . Öğrencilerim ile çalışmış olduğumuz  mozaik panoyu  Bursaray, Uludağ Üniversitesi durağında görebilirisiniz.

senanur-gundogdu-seramik-cini00003

Bir diğer çalışmanızda Antalya Havaalanı Dış Hatlar projesi. Özel bir çalışma yaptınız. Teklif size nasıl geldi?

Antalya Havaalanı Dış Hatlar için yapılan Artistik pano çalışmasının  teklifi rahmetli  Saygıdeğer hocam  Heykeltraş  Prof. Dr. Tankut  Öktem tarafından bana geldi. Tankut Hocam, kendi parmak dokularının benim parmak dokularımla (parmak tuşları )aynı olduğunu söyler  ve çalışmalarımı çok takdir ederdi .  İki  panodan birini benim yapmamı  istedi.  Bayındır Holding tarafından kabul  edilen pano çalışmaları 1995 yılında  İstanbul da açmış olduğum seramik heykel atölyesinde çalışıldı.  güzel bir ekip kurarak Sevgili Tankut hocamla birlikte 6 ay  yoğun çalışma sonunda  neticelendirdik.   100 metre kare olan her bir pano  1998 yılında Antalya Havaalanı dışhatlar açılışına montajı ile birlikte yetiştirildi.

senanur-gundogdu-seramik-cini00007

Gördüğüm üzere öğrenciler ile aranız çok iyi, öğrencilerin değer veriyor size. Seramik üzerine tüm bilgilerinizi paylaşıyorsunuz, öğretiyorsunuz, aynı zamanda çok disiplinli bir hocasınız (Gülmeceler)Bir öğrencinizden sizinle ilgili düşüncelerini öğrenebilir miyiz?

Altını çize çize okuduğumuz kitaplar vardır. Çok sayfalı,kalın kitaplardır bazen bunlar.Günlerinizi,haftalarınızı hatta aylarınızı alır okuyup bitirmek Senanur Gündoğdu gibi…

Üniversite hayatım boyunca okulda tanıdığım her öğrenci arkadaşımın yüreği,gözleri,sözleri sizin gönül yolunuzdan geçmiştir güzel hocam.Disiplini,disiplinli ders işlemeyi her öğrenciye aşılayan ve bunu sadece kendine hayran bırakarak yapan özel öğretmenlerdensiniz.Ruhumdaki liderlik,sabır,hırs ve estetik duygularını içime sine sine size borçluyum.Bedeninizdeki,beyninizdeki ve dilinizdeki estetik kavramından faydalanabildiğim sürece başarılarımın devamlılığını sürdürebileceğim.Çünkü herkesin hayatında örnek aldığı hatta taklit ettiği birileri vardır.Samimi olan her arkadaşım şunu söyleyebilmeli:

İznik Meslek Yüksek Okulundaki her öğrencinin hayat felsefesinde ‘’ön sözü de özlü sözü de Senanur Gündoğdu’dur’’.Kocaman gururla söylüyorum ki benim böyle…

İnsanoğlu sevdiklerini ‘’seni seviyorum’’demeyi ağırlaştırılmış yük olarak görürken;siz ‘’sevgi kumbarası’’ gibisiniz.Yüzlerce çocuğu olan her birine ayrı ayrı ilgi paylaştıran ki;gerçekte bir anneyken ‘’tek yavrum değil,yavrularım’’diye seslenen tılsımlı ses.

Türkiye şartlarında kıymeti ve kalitesi sanat ve sanatçı mirası olarak görülmeli ve önünüzde egosuz bir şekilde düğme iliklenebilmeli canım hocam.

Annem,arkadaşım,zor günlerin güzel yürekli dostu,saygıdeğer öğretmenim.Ömrüm boyunca sizi saymaya ve sevmeye inat edeceğim J.
Çocuklarıma sizin bana kattığınız hassasiyet,dokunuş ve disiplininizle bilgi ve tecrübe katmaya çalışıyorum.
Senanur Gündoğdu gibi Sonay Camgöz olabilmek için..

Sizi Çok Seviyorum

senanur-gundogdu-seramik-cini00005

 

 

 

 

About Yıldız Altıntaş

Bulgaristan’da doğdum. Atatürk Üniversitesi Çocuk Gelişimi mezunuyum. Aslında İznik Meslek Yüksekokulu Seramik bölümü okudum fakat hayat şartlarından dolayı bölümümü yapamadım. Daha sonra evlendim ve çocuk sahibi oldum. İki yaşında Masal adında bir kızım var. Aklımda hep çocuk gelişimi, okul öncesi öğretmenliği vardı, çocukları çok seviyorum. Diyarbakır’a yerleştik eşimin tayininden dolayı. Burada yapılacak çok bir şey yok, küçük yer. Kızımla birlikte bol bol aktivite, etkinlik yapıyoruz, bunun yanında çocuk kitapları çok okudum, bu zaman zarfı içinde kendimce çocuklar ile ilgili yazılar yazmaya başladım. Eşim bu konuda bana çok destek oldu, Atatürk Üniversitesinde çocuk gelişimi okumam konusunda hep arkamda oldu. Şimdi öğrendiklerimi paylaşma ve annelere faydalı olma amacıyla Kadinmag.net'te yazmaya başladım.

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply