Nağmeleri inleten adam: Zeynettin Maraş

Yazar Tarih: Aralık 1, 2013
nimet

İnleyen nağmeler, gizli aşk bu söyleyemem derdimi hiç kimseye, hasretim sana, dur gitme ne olur mısralarımdan saymakla bitmeyen bir sürü eser… Hepsi birbirinden güzel sözler ve nameler… Dillere destan olmuş, en sevilen aşk şarkılarının bestekarından bahsediyorum. Zeynettin Maraş gibi yaşayan bir efsaneyi anlatmaya nereden başlasam bilemiyorum…

Zeynettin Maraş. Güftekar, Bestekar ve Udi Sanatçısı. 1927 İstanbul Suadiye doğumlu Udi bir anne ve Noter bir babanın çocuğu…

Evimiz de musıki hep vardı. Ben müzikli bir evde büyüdüm diyor ve Ortaokul sıralarında komşularının evlerinde musıki toplantılarına katılarak, devrin ünlü musıkişinaslarının kendisine büyük fayda sağladıklarını sözlerine ekliyor.

Haydarpaşa ve Kabataş Lise’lerini okuduktan sonra, 1952 yılında Denizcilik Bankası’nda muhasebeci olarak çalışmaya başlamış. Askerlik görevini bitirdikten sonra, İstanbul Belediye Konservatuarı’na kayıt olmuş, o dönemin hocaları, Münir Nurettin Selçuk, Şefik Gürmeriç, Mes’ut Cemil, Nevzat Atlığ, Refik Fersan ve Şerif Muhittin Targan…

Sıkı bir sınav elemesi sonrası kayıt olabildiğini, ifade ediyor. Türk Musıkisi adına çok güzel işler yapmış, çok geniş musıki nazari bilgilerine sahip hocaları sayesinde müzik bilgisini bilimsel bir şekle getirdiğini söylüyor. 5 yıllık eğitim sürecini 3 yılda bitirmiş, 1953 senesinde mezun olmuştur.

Bankadaki Müdürünün musıki ile uğraşmasına çok destekleri olduğunu dile getirmektedir. Musıki eğitimi için izin alması gerekli durumlarda çok kolaylıklar sağladığını, her zaman bu konuda destekçisi olduğunu söyleyip, kendisini sevgi ile anıyor…

ZEYNETTİN MARAŞŞ

 İlk bestesini ablası Necla Tarzi’nin sözlerini yazdığı Hicazkar Makamındaki Gözyaşlarımı Derdime Derman Ettiğim Akşam adlı güftesini 1947 yılında bestelemiştir. Şarkı 1949 yılında Muzaffer İlkar tarafından TRT Ankara Radyosu’nda okumuş…

 1953 kıymetli hanımefendi, Yıldız Hanım ile evlenmişler… Her zaman yanında olan Yıldız Hanım’ın musıki konusunda da kendisine çok destek çıktığını iletmektedir…

1966 senesi, Zeynettin Bey’in 26. Bestesi, yıllarca dillerden düşmeyecek, besteciliğe bir nevi profesyonelce ilk adım attığı o muhteşem eseri… İnleyen Nameler…

İnleyen nağmeler ruhumu sardı

Bir rûyâ ki orda hep şarkılar vardı

Uçan kuşlar, martılar

Yeşil, tatlı bir bahâr

Gülen, şen sevdâlılar vardı


Arzular orada, zevk oradaydı

Bir deniz ki aşk dolu dalgalar vardı

Uçan kuşlar, martılar

Yeşil, tatlı bir bahâr

Gülen, şen sevdâlılar vardı

zEYNETTİN MARAŞ

Hocam Nasıl oldu, inledi nağmeler diyorum…

Öyle güzel anlatıyor ki, bir sabah nağmeleri ile uyandım… İlham gece rüyasında kendisine iletilmişti. Gülerek, keşke tüm besteler böyle gece kulağımıza fısıldansa bizde sabah notaya döksek diyor. Ama bu bir kere oldu diye de ekliyor. Sabah uyandım, nagmeler kulağımda hemen notaları not aldım.

Bir çok bestekar arkadaşlarının, kıskanılası bir eser olduğunu her bestekar böylesi güzel bir eser sahibi olmak isterdi. Ben yapamadığım için çok üzgünüm dediklerini söyleyip gururlanıyor. Bende bazı besteler için bu beste benim olmalıydı dediğim besteler oluyor. Biz bestekarlar arasında bu iç geçirmeler olur diyor. O mütevazi halini bir kez daha gösteriyor.

Bilindiği üzere İnleyen Nağmeler bir çok sanatçı tarafından okundu. En son Sn. Ferhat Göçer okumuştu. Paris de uluslar arası begenilen 15 şarkılık albüm yapıyorlarmış, Ferhat Göçerin okuduğu inleyen Nağmeler de bu banta alınmış, çok gururlandım. Arayıp bantı buldum temin ettim diyor.

26 yıl çalıştığı Denizcilik Bankasındaki Şeflik görevinden musıkiye daha fazla zaman ayırabilmek arzusuyla kendi isteğiyle emekliye ayrıldı.Musıki dernetlerinde Repertuar hocalığı ve koro şefliği yaparak konserler verdi. Halen evinde bir gurup gence bildiklerini öğretiyor ve Aile konserleri veriyorlar.

Hocam, 1970 yılları başı bir besteniz daha hit çıkış yapıyor. Gizli aşk bu söyleyemem derdimi hiç kimseye… Harika bir eş, her zaman yanınızda destekçiniz eşiniz, Yıldız Hanım ile evlisiniz. Neydi bu gizli aşkınız… Ya da kimdi mi diye sormalıyım ?

 “O yıllar evli olduğum için adeta bir çok kişi beni suçlamıştı.  Yolda karşılaştıklarım, telefon açanlar, mektup yazanlar bu aşkı öğrenmek istiyorlardı. O dönemler de sizin gibi bende Avni Anıl’ın Musıki Mecbuası diye bir dergi çıkarıyordu. Dergi de hafta bir musıki yazıları yazıyordum. Meraklı sorgulamalara o köşemde ” Bir gizli aşk suçum olsun” şiirimle cevap vermiştim. ”Diyor ve gülümsüyor…

Alnım açık, başım diktir,

Yüzüm güleç, gözüm pektir.

Dosta kapım, hep açıktır,

Bir “ gizli aşk “ suçum olsun.

 

Hırslılık yok, sertlik yoktur,

Hırçınlık ve terslik yoktur,

Haksızlıkla dostluk yoktur,

Bir “ gizli aşk “ suçum olsun.

 

Adım belli, sanım belli,

Dinim v e imanım belli,

Dostumla düşmanım belli,

Bir “ gizli aşk “ suçum olsun.

Zeynettin Maraş 3


Eserlerinizi yazarken nelerden etkileniyorsunuz diyeceğim, şiirlerinizden ve şarkılarınızdan görülüyor ki bir çok şey etken oluyor. İçki içen bir arkadaşınıza neden içiyorsun sorunuza karşın aldığınız cevaba bile şiir yazmışsınız… Nasıl oluyor hocam?

Evet, çok içiyordu. Neden içiyorsun diye sordum. Unutmam için sarhoş olmam lazım dedi…

Bende şu dizeleri yazmıştım:

Sarhoş olmak istesem

İçmeye lüzum var mı ?

Kadeh, Kadeh kendimden geçmeye lüzum var mı?

Bir Bakış bir gülüşün zaten mest eder beni

Bunun için içkiyi suçlamaya gerek var mı?

Bir bulunmaz aleme aldın beni kaçırdın.

Yudum,yudum aşkı sen içirdin.

Bakışınla masmavi dumanlara uçurdun.

Zaten başım dönüyor. İçmeye gerek var mı?

Aşk adamı olduğunuz aşikar, bu nasıl sözler hocam ? Nasıl bir hasret ? Sözleri kadar bestesi de harika bir eser…

Hasretim sana sanki bin yıl uzakta gibi

Hasretim sana sanki varılmaz diyarda gibi

Baş başa kalsak da göz göze olsak da

Elini tutsam yüzünü sevsem

Seni bin kez öpsem de hasretim sana

Tatlı gülsen de kollarınla sarsan da

Yalnız benim olsan da hasreti sana

Hocam sizi anlatmaya edebiyat yetmiyor. Sözlerim kelimelerim hep eksik kalıyor… Eşiniz Yıldız Hanımefendi ile size sağlıklı nice uzun ömürler diliyor, tükenmeyecek ilhamlarınızın daim olması temennileriyle , saygı ile ellerinize öpüyorum. Sohbetimize zaman ayırdığınız için teşekkür ediyorum.

Paylaş:

Yazar Hakkında: Nimet Devecioğlu

1977 yılında İstanbul'da doğan Nimet Devecioğlu, Bankacılık Mezunu olup, profesyonel iş yaşamında Sigortacı olarak çalışmaktadır. Müzik aşkı çocukluk yaşlarından başlayan yazarımız, Üsküdar Musiki Cemiyeti'nde müzik eğitimi almıştır. Eğitimini tamamladıktan sonra keman dersleri almaya başlayan Nimet Devecioğlu, Beste Musiki Cemiyeti ve Altıyol Türk Müziği Toplulukları'nda musiki çalışmalarıma devam etmekte ve bir taraftan da sigortacılık mesleğini sürdürmektedir.

2 Yorum

  1. Burcu

    12 Kasım 2013 at 11:01

    Tür ile çok ilgili olmasam da,bazı eserleri bilir dinlerim.Bu da sevdiklerimden.
    Allah beyefendiye ömür versin.

    Söz cenneti yazı aktı gitti okurken, teşekkürler.

  2. Nimet Devecioğlu

    12 Kasım 2013 at 13:31

    Güzel dilekleriniz ve yorumunuz için, teşekkür ederim…

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>