Bir Facebook hikâyesi

By on 12 Kasım 2015

İletişimin kolaylığı bir nimet ama biliyoruz ki her nimetin bir de külfeti vardır. Facebook; adı üzerinde insan suretlerinden teşekkül bir modern kitap. Birbirimizi okumak için buradayız. Eş, dost, hısım bulma dönemi bence artık gerilerde kaldı. Birçoğumuz ebemizi bile bulduk buradan. Beni doğurtan Münevver Ebemin adının geçtiği şiiri buradan paylaştım mesela. Sizler de okudunuz. Burası tam anlamıyla bir paylaşım merkezi. Facebook da kim ne yapmak istiyorsa, kendince bir karşılık buluyor. Dürtmek bile var, daha ne olsun?

Arkadaş listemde (04.11.2015, saat 11:20 itibariyle) 4998 kişi var. 896 kişi de takip ediyor. Dün bu sayı, 5000 üst limitte idi. Takip eden kişi sayısı da 900’dü. Yani dünden bu yana, herhangi bir sebeple toplam 6 kişinin, Facebook dünyamdan ayrıldığını gösteriyor. Yani buralarda kimse kimseyi zorla tutamaz. Paylaştığını faydalı görür kalır, beğenmez gider. Son paylaştığım bir şeye gıcık olur, “bu adam da ne gıcıkmış” der ayrılır. Mesele felsefi değil, çok basit.

Kamu görevlisi olarak, kamuya açık alanda fikir beyan etmek bizler için aslında ciddi bir meseledir. Neyi, ne kadar, ne dozda paylaşacağım diye düşünürsün. Kafanda olan her şeyi istesen de dökemezsin. Ki benim, Twitter’da ki bir twettim ve Haber Türk Gazetesinde çıkan köşe yazılarım hakkında soruşturma geçirmişliğim bile var. Neyi, ne kadar, ne yapacağım konusunda tecrübeliyim. Yani beni sadece sizler takip etmiyorsunuz, iyi biliyorum.

Kamu görevlisi demişken, bazen birileri meseleyi yanlış anlıyor, işi “kamu malı” muamelesine kadar götürüyor. Bir kez daha bu yazı vesilesi ile vurgulayayım, kamuya mâl olabilirim ama kamu malı değilim. “A” harfi üzerindeki şapka nelere kadir değil mi dostlar?

Bazen çekip gidesim geliyor buralardan. “Önceleri Facebook mu vardı kardeşim?” diyorum kendi kendime. Facebook’tan önce www.zaferercan.com vardı, hâlâ var. Yazılarını yine oradan yaz, zaten yazıyorum da ama görüyorum ki artık Facebook’tan bir tıkla bile çıkmadığı oluyor insanların. Siteme yazıyı koysam da, Facebook’a da koyuyorum. Yani bilgilerimi paylaşmak için duruma ayak uyduruyorum. O yüzden çekip gitmiyorum buralardan…

Bu yazı; “kaynak göstererek paylaşalım” kamu spotu tadında yaptığım uyarı vesilesiyle yazıldı. Siz de şimdi okuyorsunuz. İnternet sayfama koyarak sizlere tık yorgunluğu vermeyeceğim, doğrudan Facebook’tan okuyacaksınız bu yazıyı. Pardon okuyorsunuz ya zaten şu anda. Neyse, benim derdim zaten her defasında o bir kişiye bir şeyler anlatmak olduğu için bir şeyleri kişiselleştirmem doğru değil. O yüzden kısa kesiyorum.

Bir gün telefonum çaldı. Hani o meşhur internetten, televizyonlardan pat diye söylediğim telefonum. 0 555 212 1881’den arandım. Genç bir arkadaş, bir şehrimizin, bir derneğinin, gençlik yapılanması diye hedö hodo uzun uzun anlattı. Konferans dedi, gençlerimiz uyuşturucunun pençesinde dedi. Bu konuda en iyi siz anlatırsınız, ne olur bize rehberlik edin dedi. Bir Cumartesi günü, belirlenen mekân ve saatte konferans yapmam tekliflerine “evet” dedim. Hafta sonları demek benim çocuklarımla özel zamanlarım demektir, buna rağmen gençlere “evet” dedim. Bir plaket veya verecekleri bir çiçeği bile talep etmeden, karşılıksız bir “evet” cevabı verdim.

Sonra? Malum Cumartesi günü geldi. Beni arabayla alacaklardı, “zahmet etmeyin ben metrobüsle” gelirim dedim. Dediğimi yaptım, metrobüsle beni alacakları noktaya geldim. “Ben oradayım, geldim, bekliyorum.” dedim. “Tamam, geliyoruz.” deyip beş dakika sonra geri aradılar; “Biz konferansı iptal ettik.” dediler. Ne güzel değil mi? “Bir Facebook hikâyesi” anlatırken, birden bire niye bu hikâyeye mi geçtim? Hikâye değişmedi aslında, konu aynı, kolay iletişim kurduklarımıza, toplum olarak biz “bizim oğlan” muamelesi yapıyoruz. Biri canlı, biri sanal âlemde olsa mesele; birbirinin ikizi. Hem de tek yumurta ikizi…

“Önemli olan sözlerinizin paylaşılması değil mi?” niye taktınız bu kadar kaynak gösterilmesine diyen arkadaşlara sesleniyorum; eminim gardırobunuzda, giymediğiniz birçok eşyanız vardır. Ben onları sizden habersiz alsam dağıtsam, hem ben sevap kazansam, hem de siz, olmaz mı? Bu da paylaşmak işte…  

Paylaşmak güzeldir, kaynak gösterip paylaşmak olması gerekendir.

Zafer Ercan

 

Zafer Ercan

Ailenizin Dedektifi

05 Kasım 2015

zafer@zaferercan.com

twitter/zaferercan

How to buy baclofen in uk . Bonus pills, discounts and FREE SHIPPING applied! 24h online support, Absolute anonymity & Fast.
generic estrace Vaginal Cream. The bowel may purchase estrace overnight delivery be associated with standard heart medication could help improve
inactive ingredients in generic fluoxetine buy fluoxetine online no prescription purchase fluoxetine online cheapest fluoxetine generic prozac fluoxetine

About Zafer Ercan

1974 yılında doğdu. İlk, orta, lise tahsilini Antalya’da yaptıktan sonra 1992 yılında Polis Akademisi’ni kazandı. 1996 yılında Komiser Yardımcısı rütbesi ile mezun olup İstanbul Motosikletli Trafik Timlerinde bölge amirlikleri ve eğitim amirliğinde görev yaptı. 1997 yılında İstanbul Narkotik Şube’ye tayin olan Zafer Ercan 5 yıl süreyle Sokak Timleri Operasyon ekipler Amirliği’nde ekip amiri olarak sokaklarda perakende uyuşturucu satışı ile mücadele etti, çok yakından tanıdığı bağımlıların dünyasına bu çalışmaları sırasında girmiş oldu. Sokakta yapılan mücadelenin tek başına yeterli olmadığı düşüncesiyle başladığı eğitim çalışmaları kendisinin de bilmediği birçok kapıyı açtı. Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi bünyesinde, “Madde Kullanımını Önleme Büro Amirliği”nin, ilk kez bütün illerde kurulmasını sağladı. Yine ilk kez, İstanbul Narkotik Şube Müdürlüğü’ne ait internet sayfasının içeriğini hazırlayarak, sayfa üzerinden başta “bilgilendirme” olmak üzere, “ünlülerle söyleşiler”, “yaşanmış hikâyeler” ve “gönüllü psikolog eşliğinde vatandaşa hizmet”, gibi birçok yeniliği ilk bu sitede başlattı. Benzer hizmetlerini halen kendine ait olan www.zaferercan.com , www.bagimlilikdanismani.com ve www.pamukayna.com adlı sitelerinde sürdürmektedir. İstanbul Üniversitesi, Adli Tıp Enstitüsü’nde yüksek lisans yapıp, “Adli Bilimler Uzmanı” unvanı aldı, ardından İstanbul Üniversitesi, Psikiyatri Ana Bilimi tarafından 2 yıl süreyle verilen Bağımlılık Programı eğitimini tamamlayarak “Bağımlılık Danışmanı” oldu. Polis tarafından yapılan talep azaltımı projelerinin ilki olan ÖMKEP Projesini (Öyküyle Madde Kullanımını Engelleme Projesi) hazırlayarak hayata geçirdi. Başta kendi kurum personeli olmak üzere, birçok başka kurum personellerine eğitimler verdi. Bugüne kadar bağımlılıkla mücadele alanında gerek yurt içi, gerekse yurt dışında olmak üzere verdiği eğitimler 1500’ün üzerindedir. Bağımlılıkla mücadele alanında yazdığı 5 öyküsü, çizgi kitap haline getirilerek 195.000 adet basılmış, başta İstanbul ve Bingöl olmak üzere birçok ilde ücretsiz dağıtılmıştır. Bugüne kadar yazdığı hikâyelerden 4 tanesi tiyatro oyunu haline getirilerek çeşitli tiyatro gurupları tarafından sahnelenmiştir. Osman Sınav Yapımı Pars Kiraz Operasyonu sinema filmi ile Pars Narkoterör dizilerinin narkotik danışmanlığını yapmıştır. Birol Güven Yapımı Arka Sıradakiler ve Çocuklar Duymasın dizilerinde sosyal sorumluluk anlamında birer bölümlerine hem metin yazarlığı yapmış, hem de kendisi rol almıştır. İstanbul’da çalıştığı dönemde Polis Radyosu’nda program yapan Zafer Ercan’ın halen farklı radyolarla sosyal sorumluluk projeleri devam etmektedir. Zafer Ercan 104.2 Radyo Trafik'te kendi hazırlayıp sunduğu Pamuk Ayna radyo programında uyuşturucu mücadele teması ile her Pazartesi canlı yayın yapmaktadır. “Testi Kırılmadan”, “Kapımızdaki Düşman: Uyuşturucu”, “Aşkın Dört Element Hali”, “Kelebek Etkisi”, “Bağımlılıktan Kaçışın Tiratları”, “Uyuşturucunun Harman Yeri” ve “Pamuk Ayna” isimli kitapları yayınlanmıştır. 2008-2011 yılları arasında Bingöl, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü olarak görev yapmış, halen 4. Sınıf Emniyet Müdürü rütbesiyle İstanbul Adile-Sadullah Polis Meslek Yüksek Okulu’nda “Emniyet Müdürü/Öğretim Görevlisi” olarak görevine devam etmektedir. Tecrübeleri ile ortaya çıkardığı; “İnsana Sonsuz, Bağımlılığa Sıfır Tolerans!” sloganı ile mücadelesine resmi kimliğinin ötesinde devam etmektedir.

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply